Hakkımda
Gökçeada beni 2014'te "misafir" olarak aldı. On yıl sonra hâlâ buradayım.
Sahadaki işim beni adanın her köşesine taşıdı. Merkezdeki dar sokaklar, köylere uzanan kıvrımlı yollar, sezon sabahlarındaki iskele kalabalığı — Gökçeada'yı turistlerin görmediği açılardan gördüm. Zamanla anladım ki bu ada benden çok daha fazlasını istiyordu.
Sonra drone geldi.
Görevimle ilgili aldığım eğitim, kişisel bir merak kapısı araladı. Kendi imkânlarımla bir drone aldım ve adanın tanıtımına başladım. Gezmedik koy bırakmadım. Ayak basılmamış plajların üzerinden geçtim, sabah sisindeki Kaleköy'ü, rüzgarın durduğu Yıldızkoy'u, turist haritalarında adı bile geçmeyen küçük koyları kadraja aldım.
O uçuşlar sırasında bir şeyi net gördüm: Ada çok güzel anlatılıyordu — ama yanlış.
İnternetteki bilgiler hatalıydı. Kapalı işletmeler açık gösteriliyordu, sezon dışı fotoğraflar "yaz tatili" diye paylaşılıyordu, yerel esnafın emeği dijital dünyaya hiç yansımıyordu. Adaya gelmek isteyen biri güvenilir bir kaynakta bulamıyordu ihtiyacı olan bilgiyi.
visitgokceada.com alan adı daha önce kullanılmış, sonra sahipsiz kalmıştı. Devraldım. Başlarda yazılımı dışarıdan yaptırdım, zamanla kodlamayı da kendi öğrendim. Her gece bir şeyler bozuldu, her sabah biraz daha ilerledi. Yıllar geçti — bu yıl nihayet yayındayız.
Ve şimdi en heyecan verici kısma geldik.
Yapay zeka bu kadar ilerledi ki drone'dan topladığım, sahadaki gözlemlerimle biriktirdiğim her bilgiyi artık bir asistana öğretebiliyorum. Gökçe, adaya gelen herkesin WhatsApp'tan sorabileceği, dürüst ve yerel bilgiyle cevap veren AI rehber. Kardeşi Vigo ise işletmelerin yanında — menüsünü konuşarak güncelleyebilen, dijital varlığını doğru bilgiyle besleyen bir asistan.
İkisi de bir gün Gökçeada'nın en güvenilir dijital sesi olacak. Ben sadece onlara öğretmeye devam ediyorum.
Tüm içerikler kişisel gözlem, saha deneyimi ve hava fotoğrafçılığına dayanmaktadır.